« Önceki | Sonraki »

14/8/2007

TRABZON-ATATÜRK KÖŞKÜ

14/8/2007

TRABZON-ATATÜRK KÖŞKÜ

 

Trabzonlu Banker KonstantinKabayanidis tarafından 1890 da yazlık olarak yaptırılmıştır...

 

14/8/2007

ORDU-PERŞEMBE

 

YASON KİLİSESİ:

perşembe ilçesi çaytepe köyü sınırları içerisinde ,1869 da yörede yaşayan rumlar tarafından yaptırılmış 1. derece arkeolojik 2. derecede doğal sit alanı içerisinde bulunmaktadır. Üç apsisli küçük kubbeli olup içte iki sıra sütunla üç nef'e ayrılmıştır.

14/8/2007

ORDU-PELİTDİBİ

14/8/2007

FATSA

 

Yukarıda ki şirinler ise Fatsa Çamlık çay bahçesinin tuvaletinden. sağda ki erkekler wc, soldaki de kadınlar wc.... ama malum erkekler kadınları burada bile rahat bırakmıyor... Çek lan gözlerini kızın üzerinden ayıp  beaaa...!!!!

14/8/2007

UZUNGÖL

 

Bunlar da bizim uzungöl yaylasından aldığımız ikiz villalarımız...Seneye kısmetse buraya taşınırız artık. Birinde odunlarımız, tezeklerimiz filan duracak, diğerinde de biz.... ;)

14/8/2007

küpeli.....

 

Yukarıda ki şirin bey, Zafer abimizin köpeği küpeli,bizi görünce sevincinden bir büyüğü yarıladı kerata, ne masa kaldı ne de örtüsü...

14/8/2007

ORDU-YALIKÖY

 

Yalıköyde bir balıkçıdan manzara.... Gün batımı ... Tabii geri planda 7 kişilik bir de masamız var ki sormayın cümbüşü...

14/8/2007

KARADENİZ ORDU

 

 

 

 

Karadeniz turumuzdan Fatsa-Ordu arası çekilmiş bir resim, karşıda ki adacıkta minik bir mağara var, acaba minik mi bilemiyoruz tabii, aslında bagajda palet şnorkel vardı ama, akşam ki mangal partisine yetişmek durumundaydık... Mağarayı keşfedemedik.. :))

25/7/2007

Aşk İçin Uğraşılmaz......

Aşk için uğraşılmaz, O, kendisi kapıya gelir. Uğraşırsan da adı aşk olmaz...

 

Aşk, tutku demek, varlığına esaret demek, tüm düşüncelerinin O’nsuz yol alamaması demek... Sevgi ise çok başka... Daha istikrarlı, oturmuş ve mantıksal değerler taşıyan...

 

Oysa aşk öyle mi? Gecenin bir yarısında dökmez mi seni sokağa, vurmaz mı kilometrelerce uzağa... Zaman, mekan tanımaz aşk...

 

Sabah çok erken saatlerde yağmurun sesi ile uyandım, içimi içime sığdırmayan bir enerji ile bir tur attım evin içinde.. Bilgisayarı açtım ve birşeyler yazmaya başladım. Düşüncelerimin hızına parmaklarım yetişemiyordu. Bir taraftan da kendime kızıyordum “ne oluyorsun, kendine gel” diye... Hayır, kendime gelmek istemiyordum. Böyle o kadar mutlu ve huzurluydum ki... Bu istek ve enerji ile yapamayacağım hiç birşey yok gibi geliyordu... Etrafımda ki insanları düşündüm, yaşanan ilişkileri, çıkmazları, kangren olan hayatları...  Umurumda bile değildi hiçbiri...  Yaşamazsan bilemezsin, tecrübe edemezsin... İşte o an aşık olduğumu farkettim...

 

 

Aşk bir yarış mı? Onur mu? Gurur mu?... hayır hiçbiri değil.. Koşulsuz teslimiyettir Aşk... Mevkiyi, yaşı, tabuları ..... herşeyi bir kenara bırakıp, sadece  “O” olmaktır, O’nunla olmaktır... Kapılar kapanır ve ikiniz kalırsınız.. Sen ve O .. diğer herşey artık yabancı bir dünyadır.... Tüm sorunlar, yaşanan ve kötü olan herşey o kapının dışında kalır... İşte Aşk budur!... Diğer herşeyin umurunda olmaması...

 

Bu saatten sonra Aşkın tanımını size ben yapacak değilim elbette... Mutlaka yaşanmıştır tarafınızdan bu inişler ve çıkışlar... Yaşanmamış ise bir gün yaşanacaktır inanın...

 

 Kapımda biri var, adını henüz sormadım, sormaya cesaret edemedim, O’nu  kapımdan içeri almak ve kapıyı kapatmak, diğer herşeyi ve herkesi kapımın dışında tutmak istiyorum... Bu tıpkı, tüm spotların tek bir noktaya çevirildiği anda, karanlığın, etraftaki tüm öğeleri boğması, yok etmesi gibi birşey.. Spotların olduğu noktadan başka bir yer, başka bir kimse, başka bir nesne yoktur artık... göremezsiniz ... İşte Aşk budur!....

 

Büyülüdür, ürkütücüdür, çekincelidir, teslimiyet ister, koşulsuz teslimiyet... Sakın kapıdakinin kim olduğunu sormayın büyü bozulur... Sadece onu yakalamışken yaşayın, kimbilir bir sonra ki ne zaman gelir ya da gelir mi?....kimbilir....

 

 

 

 

 

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı