NEFSİME TERBİYE
Ramazana birkaç gün kala dedemi kaybettik, dolayısı ile bu ramazana eskisinden daha da ulvi duygularla başladım. Oruç tutmaya çalışan, hiç olmazsa ramazanda alkol almamaya dikkat eden biriyim. Ancak cenaze merasimi ve zamanlamasının ramazana denk gelmesi ile kendimi fazlasıyla ölümden sonraki hayat vs gibi konulara kaptırdım. Hatta ilk bir hafta internette kendimi aşırı şekilde, dini konuları araştırırken buluyor ve “ kendine gel” diyordum. Sonraki haftalarda durumu biraz daha kanıksamış olarak normale yakın bir çizgiye döndüm. Neyse efendim, asıl konuya geleceğim de bir türlü gelemedim, gelebilmem için size öncelikle bulunduğum ruh halimi anlatmam gerekiyordu. İşte bu ruh halim cereyan ederken geçen hafta sonu Ayvalığa gitmemiz gerekli oldu ve gittik, gider gitmez de yukarılardan bir yerlerden dünyaya düşmüş gibi oldum. Kendime geldim, silkelendim. Ayvalık deyince es geçilmemesi gereken bir mekanım vardır , reklam olacaksa da olsun “Cunda Balık Evi …. Yazları sokaklarda masalar vardır, cıvıl cıvıldır ve erken gidilmediyse yer bulmak çok zordur. Mezeleri enfestir… Ancak mekanın, mevsim sonbahara çalarken nasıl olacağını tahmin edememiştim. Tayfunla cumartesi akşamı cunda ya gitmeye ve üzerimizdeki ağırlıktan biraz kurtulmaya karar verdik. Ancak ramazan ayındayız, nasıl olacak bu iş? Vicdanım hala “yok Aslı sakın Cundaya gitme , içersin” diyor, nefsim ise “ git anasını… yok ölüm, yok hayat, yok kabir azabı, sevap ,günah.. kafayı yiyeceksin tüm bunları düşünmekle, git dağıt” diyor. Sonunda nefsime yenik düştüm, aslında bunu tercih ettim ve bir baktık cunda da Cunda balık evinin önündeyiz, hava serin herkes içeri sıkışmış, nerden baksanız en az 10 masa var ve dolu.. biraz bekledikten sonra bir masaya yerleştik. Şöyle bir etrafa baktım, derin bir nefes aldım, ardından vitrinden birkaç meze seçtim, masaya döndüm, tayfun çoktan rakıyı söylemiş bile, hala vicdan azabı yaşıyorum ama dilim kitlendi, tayfun kendine rakı koydu, gözüme baktı, hiç ses etmedim, bardağıma da rakı koydu, sustum, mezeler masayı doldurmaya başladı sırasıyla, karışık ot, soslu deniz fasulyesi, deniz mahsulleri mücveri, zeytinyağında közde patlıcan, yoğurtlu semizotu salatası, ve balık pastırması…. Kızarmış ekmekler, rakı, pastırma, yunan müzikleri, dışarıda çiseleyen yağmur, insanların kahkahaları, garsonların telaşı, dolup boşalan kadehler…. Sonrası neyse ne, gidip de gelen mi var?! .. oysa yaşamak, ama “YAŞARCASINA YAŞAMAK” çok güzel…
Zaten dedemde içmeyi severdi…. Kadehim onun anısına olsun… :)
Aslı 23/09/2008
0 yorum yazılmıştır