KÜSKÜNLER
Çok sevdiğim bir Atasözü vardır “anılar yaşlanmış dimağların koltuk değnekleridir” der. Kim ola ki geçmişi anmaktan mutlu olmasın, yüzünde bir tebessüm oluşmasın. Sanmıyorum! Gelecek her ne kadar bizi cezbetse de merakla onu beklesek de, geçmişin tadı her daim farklıdır. Bir çok sevdiğimiz insan, bize ait olan bizi biz yapan, hamurumuzu karan her şey geçmiştedir. Öyle sanıyorum ki geçmişi unutulmaz kılan da bu duygu.
Birkaç gündür çok keyifsizim, dedemin kısa bir süredir hissettiği rahatsızlığı sebebi ile yapılan tetkikler sonucunda, doktoru, fazla ömrü kalmadığını söyleyince ailece yıkıldık. Dedem seksen yedi yaşındadır, Atatürk ü görmüş adamdır, ki ben ona son günlerde bu cümleyi bolca söylüyorum –hadi dedeee, sen Atatürk ü görmüş adamsın sana bişey olmaz- diye.. gülüp geçiyor tabii, başlıyor Atatürk ile nasıl rastlaştığını anlatmaya….
Dedemin hastalığı ile ilgili üzücü haberi aldıktan sonra, geçmişi iyice sorgulamaya başladım. Eski kuşağın bir bir tükendiğini, bizi biz yapan, Cumhuriyet çocuklarının, ömrünü tamamlayıp sonsuza intikal ettiklerine şahit olmak... Aydın insanları , milli mücadele coşkusuna, kuvai milliye ruhuna sahip olan insanları kaybetmek, toplum olarak özellikle içerisinde bulunduğumuz dönemlerde inanılmaz büyük kayıplar olarak acı veriyor bana.
Yetmişyedi doğumlu biri olarak, ülkemizin vatansever , bilinçli ve aydın kuşaklarının yavaş yavaş tüketilip asimile edilip yozlaştırılmaya başlandığı, metalaştırıldığı, dünyadan bi haber bırakıldığı, sadece kendine dönük bencil bir yaşam alanına itilmeye başlandığı seksenli yıllara geldi çocukluğum. Bizler seksen sonrası doğan kuşağa göre çok daha şanslıydık, ucundan kıyısından bir şeyler yaşadık, belki ruhumuza bir şeyler kattı yetmişsekiz kuşağında ebeveynlerimizin olması. Şimdiden sonrası o kadar uzak ki bana, benim çocukluğuma, ve benden önceki çocukluk yıllarına… nasıl bu kadar tüketilebildik inanamıyorum.
68 ve 78 kuşağına hayranım bundan sebep, doğru ya da yanlış, amaçları vardı , amaçları uğrunda elbette kaybedecek şeyleri de vardı, ama kaybetme korkusunu hiçbir zaman düşünmediler. Her kayıp, aslında daha büyük bir kazanç getirecekti, direniş sonuç verseydi belki de şimdiki gibi çoook uzak ülkelerin iki dudağına bakmayacaktık. Oysa şimdi bakıyorum insanlara ki buna ben de dahilim , öyle bir sistem içerisine yerleştirilmişiz ki, başımızı kaldırmaya korkar olmuşuz, kredi borçlarımız, işimizden olma endişesi, dolayısı ile gelecek endişesi vs vs…. daha bir çok neden var. Ne zaman okul sıralarında fikrimizi söylemeye çalışsak, hep ters laf işitmişizdir. Dilediğimiz gibi konuşabildiğimiz arenamız her zaman evimiz oldu ki bunu yaşayamayanlar da vardır mutlaka. Azarlana azarlana susturulduk, kendimizi, haklarımızı savunmayı unuttuk. Koyun gibi bir millet olduk. Şimdi bende düşünüyorum, bir çocuğum olsa diyorum, ona özgürlüğü öğretsem ilk olarak, acaba bu öğreti onun özgürlüğünü elinden alır mı?
İşte tüm bunlardan sebep her kayıp bana acı veriyor, bildiğim, tanıdığım aydın insanlar, ülkemin muhafızları , korunaklarımız, bir bir yitip gidiyor. Geriye kalan bizler onların yerini tutabilecek miyiz? Ve sizler 68 liler ve 78 liler, biliyorum çok yorgunsunuz, yıprandınız, kiminizin şimdi teknesi var ve balıktasınız, kiminiz ise çoktan bırakmış aktif siyaseti , çarka karışmış ve artık kaybedecek çok şeyi var, kimileriniz ise küskün…
Biliyorum ki zamanla her biriniz, birer birer yitip gideceksiniz, ardınızda kim bilir neler bırakarak ve korkarım ki bizler de, kazançlarımızı kaybetme korkusu ile var olan düzen içerisinde yaşayıp gideceğiz… belki bizim çocuklarımız da öyle… şimdi biz, milli mücadele de şehit olmuş atalarımızın torunları olmakla övünecek miyiz bir de utanmadan!! Yoksa AB ye üye olabilmek uğruna karatahtanın üzerinde ki Atamızın resmini indiriverecek miyiz, haysiyetsizliğin son perdesi olarak!!
Aslı Kafkas Işıldar 06/12/2007
Konu: Düzene baş kaldırabilmek..
Ankara seyahatimde ANITKABİR'i ziyaret ettim ve çok etkilendim.Çok uzun zaman önce gördüğümden farklıydı.hediyelik eşya satılan yerinden ATATÜRK rozeti aldım.Arkadaşlarım için de aldım.Fakat dikkatimi çeken şu oldu:Ne yolda ne de diğer tanıdıklarım arasında rozet takana rastlamadım.Neden diye sorduğumda:"Şİmdi iktidar AKP nin,rozet takan memuru-öğretmeni sürerler.O yüzden takmamak en iyisi..."cevabını aldım.
İşte bizim kuşakta sırf idealler vardı.Sonrakilere finans-borsa-kariyer öğretilince idealler buhar olup uçtu.
Dayanamadım içimden geçenleri yazdım..Sevgili Aslı çok güzel yazmışsın..
Bağlantı »
Konu: KÜSKÜNLER
Aslıcığım,
Küse küse bıraktık bu toprakları, yurdumuzu. Biz küsüp çekildikçe onlar daha sahiplenir oldu. Duygusal düşünüp davranmak bize özgü birşey galiba. Ama yanlış yapıyoruz yanlış.
Öpüyorum seni.
Bağlantı »